2. Abdülhamid yine gündemde
28 Ocak 2010 Yazan tutkuyuz
Kategori Kültür Sanat
Osmanlı’nın en çok tartışılan padişahının hayatını anlatan titiz bir araştırma
Sultan II. Abdülhamid’in, 1876’da tahta çıkışıyla başlayan ve 1909’da tahttan indirilmesi ile biten 33 yıllık saltanat devri, Tarihçi Ziya Nur Aksun’un 632 sayfalık bu eseriyle gözler önüne seriliyor. Reform ve çöküş çağında yüklendiği sorumluluk ve yaptığı hamlelerle son yüz elli yılın en çok tartışılan simalarından biri olan Sultan II. Abdülhamid, yüzlerce hatırat ve tarih kitabındaki bilgilerin mukayesesiyle ortaya çıkan bu çalışmada en ciddi ve dengeli bir üslupla ele alınıyor. Tarihi bir hesaplaşma değil, muhasebe alanı olarak gören Ziya Nur Aksun’un bu eseri Türk tarihinin temel dinamiklerini anlamak isteyenler için güvenilir bir kaynak ve ideal bir rehber niteliği taşıyor.
“II. Abdülhamid Han” adlı bu eser özellikle, Sultanın tahta çıkar çıkmaz önünde bulduğu anayasa ve I. Meşrutiyet, 1877-78 Osmanlı-Rus Savaşı ve sonrasında yaşanan gelişmeler, Ermeni meselesi ve 31 Mart Olayı gibi konularda farklı kaynaklar ve bakış açıları eşliğinde ayrıntılı bilgiler veriyor.
Eserde ayrıca, Sultan Abdülaziz’in ölümünden 5 yıl sonra kurulan Yıldız Mahkemesi, Düyun-ı Umumiye’nin kurulmasına sebep olan dış borçlar, İngiltere’nin müdahil olduğu Mısır meselesi, 1897 Osmanlı-Yunan Savaşı ve Jön-Türklerin Avrupa ve Mısır’daki çalışmaları hakkında geniş çaplı bilgi sunuluyor. Erol Kılınç tarafından yayına hazırlanan eserde okuyucuya kolaylık sağlamak için bölümler ve başlıklar düzenlenmiş, resimler eklenmiş ve dizin hazırlanmıştır.
•Onun idare ettiği topraklar üzerindeki milletler ve kavimler, onun indirilmesinden sonra, o kadar büyük facialarla karşılaşmışlar ve o derece azap çekmişlerdir ki, Sultan’ın rahat, mes’ûd ve bereketli devrini tatlı bir hâtıra olarak hafızalarında saklamışlardır. Bulgarlar, Rumlar, Arnavutlar, Makedonlar, Sırplar, Ulahlar, bütün Anadolu ve Ortadoğu halklarının hafızaları, hâlâ bu hâtıralarla doludur.
•Sultân Hamîd’in en büyük meziyeti, dış politikadaki üstadlığıdır. Berlin Muahedesiyle Türkiye’nin içine düştüğü siyasî tehlikeler, ancak böyle bir politika dehâsıyla durdurulabilmiştir.
•Sultan Hamîd, yeni zamanların ve günümüzün en büyük mücâdele vasıtalarından biri olan propaganda silâhını, en ucuz ve müessir bir tarzda kullanan hükümdardır.
•Onun devrinde, sayılamayacak kadar çok bina, kışla, mektep, hastahâne, fabrika, şose, telgraf hattı ve demiryolu yapılmıştır. Her halde Sultan Hamîd, kendisinden sonra gelenlerin hâlâ kıramadığı bir rekor tesis etmiş demektir. Sultan’ı, bu icraatıyla, Türkiye ilerlemesinin mühim simalarından biri olarak görmek lâzımdır.
•Sultan dış sahnede çok ince bir ihtimaller hesapçısıdır. Karşılıklı kuvvetleri, rekabetlerden istifâde ederek birbirine çatıştırmak, meydana yeni faktörler dikerek saldırgan tasarruflara sed çekmek yolunu bulmuştur.
•Osmanlı mirası meselesi bugün de, yeni faktörlerin karışmasına rağmen, dünyayı meşgul eden en mühim problemlerden biridir. Sultan’ın 33 senelik idaresi esnasında bu hususta ektiği birleştirici tohumlar hâlâ mevcuttur ve kendine göre bir tesiri de vardır. İstikbâlin ne olacağı bilinemez. Fakat eski Osmanlı câmiasına dâhil olan memleketlerin kaderi ve geleceği ancak buna benzer bir topluluk ve devlet meydana getirmededir.
Arka kapak yazısından:
D’İSRAELI: “Abdülhamid ne sefîh, ne müstebid, ne mutaassıp, ne de müfsid bir adam değil, âdil ve memleketini seven bir hükümdardı.”
HUNTINGTON: “Bosfor’da oturan ihtiyar tikli, dünya çapında bir siyasî” idi.
İNGİLİZ SEFÎRİ O’CONNOR: “Avrupa’da barışı koruyan adamdır.”
LAMOUCHE: “Hodbin olmakla beraber zekî, kurnaz ve gâyet çalışkan”dı.
JOAN HASLIP: “O asla câni ve zâlim değildi; târih bir gün onun, dâima milletinin saâdeti için çalıştığını yazacaktır.”
İNGİLİZ SEFÎRİ LAYARD: “Çok sevimli, iyi niyetli, doğru sözlü, nâzik ve insanî duygularla mücehhez, tebaasının hayrı için elinden gelen her şeyi zevkle yapmaya hazır bir kimse olarak görünüyordu.”
FRANSIZ ELÇİSİ BOMPARD: “Sultan Abdülhamid Han, kendisiyle oynanılır bir padişah değildir. Zamanında Avrupa’da onun kadar dış siyasete aşina bir diplomat yoktu…
Büyük feraset sahibi bir diplomat olduğundan, politika işlerini tehlikeli yerlerden geçmeyerek idare ederdi.”
LORD FICHER: “Üç sene süren Akdeniz Filosu amiralliğim esnasında iki şahsiyete tesadüf etmiştim: Sultan II. Abdülhamid ve Papa XIII. Leon… Şahsen II. Abdülhamid’e karşı derin bir hürmetim vardır. Hâlbuki bizim sefîrimiz, benim görüşüme katılmıyordu. Bu gibi işleri kavranmış olanlar, Abdülhamid’in bütün Avrupa’nın en usta ve hızlı düşünen diplomatlarından olduğuna hükmetmekte gecikmez.”
Bu kitap onun 34 yıla yaklaşan hükümdarlığının tenkitli tarihidir.













Yorumlar
Yorumlarınızda resiminizin gözükmesi için, gravatar a abone olun!